YENİDOĞAN SARILIKLARI
Yenidoğan sarılığı olan bir annenin sorularının cevaplandırılması üzerine hazırlanmış bir yazıdır.
Anne: Yenidoğan sarılığı nedir? Sık olarak görülür mü? Doktor: Yenidoğan bebeklerinin sararmasına yenidoğan sarılığı denir. Sarılığı oluşturan Bilirubin dediğimiz renkli maddedir. Cilt altında birikir. Yenidoğan bebeklerin %60’ında yaşamın ilk haftasında görülür. Erken doğan bebeklerde bu oran %80’dir. Yani yenidoğan her 10 bebeğin 6’sında görülen çok sık rastladığımız bir durumdur.
A: Yani Doktor Bey bu sarılık o kadar çok görüldüğüne göre normal bir durum mu? D: Yenidoğan çocuklarda görülen sarılıklarının çoğu Fizyolojik Sarılık dediğimiz tiptir. Burudaki fizyolojik bir bakıma normal demektir. Yani normaldir.
A: Doktor bey anlayamadım. Bu normalse niye bizi o kadar telaşlandırıyorsunuz k? D: Hm bu sorunuzun cevabı hemen verilemez. Sarılığa yol açan Bilirubin maddesi hakkında bazı bilgilere ihtiyacınız var isterseniz ve ihtiyaç duyarsanız konuşmamızın sonunda bir daha sorun bu soruyu!
A: Bilirubin maddesi sadece bebeklerde mi var? D: Hayır Bilirubin maddesi tüm insanlarda var.
A: Bende de bilirubin maddesi olduğu halde neden ben sarı görmüyorum D: Kandaki sarılık maddesi ortalama 1–1,2 mg/dl civarındadır. Sarılığın gözle görülür hale gelmesi için kandaki miktarının 2mg/dl üzerinde olması gerekir. Bebeklerde ise bilirubin maddesinin 6 mg/dl üzerinde olması gerekir. Bu seviyenin altında bilirubin maddesi var ise gözle görünür hale gelmez. Bebeklerde bilirubin maddesinin miktarı 6 mg/dl üzerinde olunca yüzde ve gözün beyazında görünür hale gelir miktar arttıkça boyun gövde kol ve bacaklar en sonunda da el ve ayak tabanlarında görünür hale gelir.
A: Sarılık derecesini gözle bakarak tespit edebilirmiyiz. D: Gözle bakarak yaklaşık olarak sarılık tespit edilebilir. El ve ayak tabanında görünür hale gelmişse, bilirubin’in kandaki seviyesi 15-20 mg/dl üzerindedir. Fakat bu yanıltıcıdır. Ancak sizlerin alarma geçip doktora gitmeniz için önemlidir. Bizler gözle görüp miktar tayini yerine kandaki miktarını ölçer ve ona göre tedaviyi planlarız. Aşağıda şematik olarak sarılığın derecesine göre nerelerde görüldüğü gösterilmiştir. ![]()
I- Bilirubin oranı 5 ile 8 mg/dl arasında ise baş ve boyun bölgesi sararır. II - Bilirubin mikarı 8 ile 10 mg/dl arasında ise gövdenin üst bölümü sararır. III - Bilirubin miktarı 10 ile 13 mg/dl arasında ise gövdenin alt kısmı sararır. IV -Bilirubin miktarı 13 ile 16 mg/dl arasında ise kol ve bacaklar sararır. V - Bilirubin miktarı 20 mg/dl civarında ise eller ve ayaklar sararır. Bu süreç siyah ve kahverengi derili bebeklerde de aynı şekilde işler fakat sararma yalnızca avuç içlerinde ayak tabanlarında görünür. A: Sarılık maddesi tehlikelimidir. D: Sarılık maddesinin faydalı ve zararlı yanları vardır. Tıpkı ateş gibi belli miktara kadar vücuda faydalıdır. Ama belli bir derecenin üzerinde beyne zararı olur. Bunun gibi İndirekt Bilirubin dediğimiz sarılığı oluşturan madde beyinde yerleşerek çocuklarda kaslarda kasılmaya veya gevşekliğe, işitme azlığı, zeka geriliğine yol açabilir. Bu tabloya biz kernikterus deriz. Öte yandan sarılık maddesi yenidoğan bebeğin hücre zarını koruyucu faydası da vardır. Çok iyi bir antioksidandır. Bütün sorun bebeğin yaşı, kilosu, hasta olup olmadığı, erken doğup doğmadığı ile ilgilidir. Bilirubin maddesinin normal yenidoğanda zararlı etkisi ancak 18-20 mg/dl’nin üzerine çıkınca olur. 19-24 mg/dl’de %7 oranında, 25-29 mg/dl’de %30 oranında, 30-40 mg/dl’nin üzerinde %70 oranında Kernikterus görülür. Düşük doğum ağırlıklı, oksijensiz kalan, hipoglisemili, solunum sıkıntılı, asidozlu, sepsisli menenjitli bebeklerde daha düşük bilirubin seviyelerinde de kernikterus görülebilir. Bebeğin durumuna göre 12-15 mg/dl de dahi kernikterus görülür. Kernikterusun gelişebilmesi için çocuğun belli bir süre bu sarılığa maruz kalması gerekir. Ayrıca yapılan çalışmalarda geç çocukluk devrelerindeki motor bozuklukların yenidoğan devresinde 15 mg/dl üzerinde serum bilirubin seviyeleri saptanan çocuklarda daha fazla olduğu bildirilmiştir. Yanı sarılığın en korktuğumuz yan etkisi kernikterus dışında ileri yaşlarda bazı yan etkileri de olabileceği belirtilmektedir. Sarılık seviyesinin belli bir değerin üzerinde seyretmesine müsaade etmemek gerekir. A: Sarılığın kaynağı nedir B: Sarılığı oluşturan bilirubin maddesi vücudumuza oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin parçalanması sonucu olur. Bunu yaşamda da fark ederiz. Vücudumuzu bir yere çarptığımız zaman morarma meydana gelir. Damar dışına çıkan kan temizlenirken moraran yerin etrafında sarılık meydana gelir. İşte bebeğinizdeki sarılık da bu şekilde oluşur. Eritrosit à Hemoglobin à Heme à Biliverdin à İndirekt Bilirubin à Karaciğerde Direkt Bilirubin à Safra Kanalı à Bağırsaklardaki bakteriler à Urobilinojen à Urobilin à Sterkobilinojen à Sterkobilin à Gaita ile dışarı atılır. Bunu şematik olarak aşağıda görebiliriz.
A: Yenidoğan bebeklerde neden sarılık görülür. D: Yenidoğan bebekte bilirubin miktarının artmasının birçok nedeni var. Yıkılan kan miktarı fazla, Karaciğer hücresinin içine bilirubinin girmesi zayıf, hücre içinde bilirubinin atılması işlemi gelişmemiş, bağırsaklara atılan bilirubin tekrar kana karışır. Bunları biraz daha ayrıntılı anlatayım. 1. Anne karnında bebeğiniz oksijenden fakir bir ortamda yaşar. Akciğerlerinde hava yoktur. Anne karnında akciğerler çalışmaz. Bebeğiniz ancak oksijeni eş dediğimiz plasenta da annenin kanından çekip alması gerekir. Bebeğiniz hızlı bir şekilde büyüdüğü için oksijen ihtiyacı da sizden daha fazladır. Siz havadan oksijeni akciğerleriniz sayesinde alırsınız. Kanınızda Hemoglobin maddesi ile taşırsınız. Çocuğunuz kandan kopararak oksijeni alması lazım. Bunu ancak kanı sizden fazla olursa alabilir. Bu yüzden bebeğinizin Hemoglobin(Hb) miktarı 20 gr/dl’dir. Sizin kanınız ise 12 gr civarındadır. Ayrıca Bebeğinizin Hemoglobin’i HbF dediğimiz özel bir tip’dir. Bu tip Hb oksijene normalden daha fazla yapışır ve kolay kolay bırakmaz. Bebeğin sizin kanınızdan oksijeni alması için çok kuvvetli kana sahip olması gerekir. Ki, vardır. Bebeğiniz doğduktan sonra göbek kordonu kesilince Akciğerleri devreye girer. Normal atmosferde Oksijen bol miktarda var. Bu kadar kuvvetli kana ihtiyaç kalmamıştır. Kan miktarı fazla olunca kan çok koyu olur ve kalbe yük artar. Bu yüzden kan miktarının hızla normale indirilmesi gerekir. Yoksa kalp yetmezliği gelişir. Anne karnında kanın dolaşımı doğduktan sonra farklıdır. Bu yüzden kan parçalanır. Buna bağlı olarakta yenidoğan bebekler normal insanlara oranla kilo başına yaklaşık 2-3 kat bilirubin üretir. 8-10 mg/kg bilirubin yapılır. Bu fazla bilirubin giderek sarılığın artmasına yol açar. 2. Kana karışan bilirubin hızla kanda albumin maddesine bağlanır. 1 albumin 2 tane bilirubin maddesini bağlar ve karaciğere getirir. Buradan Karaciğer hücresi içine alınması gerekir. Bu olay hücre zarında bulunan B-Ligandin(Y proteini) dediğimiz proteinle hücre içine alınır. Bilirubin maddesi çok büyük bir madde olduğu için ancak taşıyıcı bir aracı ile hücre içine taşınır. Hücre içine taşınan bilirubin Z proteini dediğimiz bir proteinle işlem göreceği yere gider. Bilirubin maddesi safraya atılacak hale getirilir. Bebeğiniz anne karnında iken sarılık maddesinin karaciğer hücresine girmesi gereksizdir. Çünki oluşan indirekt bilirubinin eş dediğimiz plasenta yoluyla anne kanına oradan anne Karaciğeri yolu ile atılması gerekir. Bebeğin karaciğerine girince safraya atılır ve bağırsaklarda birikir bu doğru değildir. Bebek gaita yapamadığı için sorun meydana gelir. O yüzden karaciğere bu maddenin alınması gereksiz olduğu için bebeklerde bu çok eksiktir. Normal erişkinin yaklaşık %0.1 kadar bilirubin karaciğerde işlem görerek Direkt bilirubin dediğimiz safraya atılacak hale gelir. Nasıl Akciğer oksijen almak için çalışmıyorsa, bilirubini atma mekanizması da karaciğerde çalışmıyor, zaten çalışmaması gerekir, çalışırsa bebeğe zarar verebilir. Bu zehirli maddenin biran evvel anne kanına atılması gerekir ki, çocukta birikmesin zarar vermesin. İşte burada sorun ortaya çıkıyor. Çocuk doğar doğmaz bilirubin miktarı artınca vücut hızla Y-proteini, Z-proteini üretimini artırır ve kandan bilirubini temizlemeye başlar. Ancak bu işlem biraz zaman alan bir işlemdir. Ancak günler içinde artar. Bu yüzden Bebeklerin %60’ında gözle görülen sarılık maddesi vücutta birikir. 5-7. günler sarılık temizlenir ve fizyolojik sarılık düzelir. 3. Bilirubin maddesi aslında birkaç çeşittir. Biliverdin, İndirekt Bilirubin, Direkt Bilirubin, Urobilinojen, Urobilin, Sterkobilinojen, Sterkobilin şeklinde bulunur. Biliverdin suda eriyen bir maddedir ve vücuddan kolaylıkla atılır. Kuşlarda, sürüngenlerde biliverdin bu şekilde atılır. Ama anne karnındaki bebek bunu atamaz. Suda eriyen bir madde de plasentadan anneye geçemez. Bebeğinizde birikerek zarar verebilir. Bunun için plasentaya geçebilecek hale getirilmesi gerekir biliverdinàindirekt bilirubin haline getirilir. Yağda eriyen bir madde olan indirekt bilirubin kolaylıkla anne tarafından atılır ve bebekte birikmez. Göbek kordonu kesilince sorun başlar. Yağda eriyen İndirekt bilirubin safraya atılamaz atılsa dahi hemen geri kana karışır. Çünkü ancak suda eriyen bir madde safra, kalın bağırsak ve idrar yolunda tutulabilir. Vücut bu zehirli maddeye anneye atmak üzeri programlanmışken kendinin bu görevi devralması gerekir. Yanı İndirekt bilirubinin direkt bilirubin haline getirilmesi gerekir. İndirekt bilirubinàUGT enzimiàdirekt bilirubin (Konjuge Bilirubin, mono yada di glukronize bilirubin). Oluşan direkt bilirubin suda eriyen bir maddedir ve safraya atıldığında, bağırsaklara atıldığında geri kana karışmaz. Dışarıya gaita ile atılabilir. UGT enzimi bebeğiniz 30 haftalık olana kadar UGT enzimi erişkine oranla % 0,1 kadar çalışır. Bebeğiniz doğar doğmaz bu kapasite %5 kadardır. 24. saatten sonra UGT kapasitesi hızla artar. Bu enzimin tam kapasiteye gelmesi de zaman aldığı için sarılık kanda yükselir. Oluşan direkt bilirubin safraya aktif olarak atılır. Karaciğer hücresine oranla safrada 100 misli bilirubin bulunur. Bu mekanizmanın gelişmesi de zaman alıcı bir olaydır. 4. Safra yoluyla bağırsaklara atılan direkt bilirubin bebeğiniz anne karnında iken sorun yaratır. Erişkinin kapasitesinin %0,1 ila %5 oranında çalışmasına rağmen yine de günler içinde bağırsakta sürekli birikir. Bu birikim bağırsaklarda zehirleyici bir özellik kazanmasına yol açabilir. Bunun içinde bebeğinizin savunma mekanizması gelişmiştir. Bağırsaklarda bulunan B-glukronidaz denilen bir enzim ile Direkt bilirubinàB-glukronidazàİndirekt bilirubin haline gelir ve bağırsaklardan tekrar kana karışır bu yolla anneye verilerek atılması sağlanır. Bu vücudun bir savunma mekanizmasıdır. Buna biz enterohepatik dolaşım deriz. Anne karnındaki bu savunma mekanizması bebek doğduktan sonra zararlı hale gelir. Bebeğiniz sarılığı bağırsağa atıyor fakat buradaki B-glukronidaz enzime tekrar kana gönderiyor. Dolayısı ile sarılık devamlı yükseliyor. Bu enzimin çalışması ancak besleme ile sınırlandırılabilir. Bu yüzden bebeklerin bir an evvel beslenmeye başlanması gerekmektedir. Onun için bizler bebeğiniz doğar doğmaz besleyin sık sık besleyin diye uyarırız. Ne kadar erken beslerseniz bu enzimin çalışmasını o kadar azaltırız. Bunun dışında sarılık maddesinin bir daha kana karışmaması için yapısı değiştirilir. Yapı değiştikten sonra artık kana geri karışmaz ve dışarı atılır. Bebeğiniz de bu zehirli maddeden kurtulmuş olur. Bilirubinàbağırsaktaki bakterileràurobilinoidàbakteriàsterkobilinoid Yukarıda da gösterildiği gibi sarılık maddesinin atılabilmesi için bakterilere ihtiyacımız vardır. Yenidoğan bebeklerin bağırsakları mikropsuz olduğu için bu olay gerçekleşmez ve bu yüzden de bebeğinizde sarılık gelişir. Bebeğinizi ne kadar sık beslerseniz o kadar sık gaita yapar ve dışarı atılır. Sarılık da düşer. Yukarıda saydığım nedenlerin dışında bizim anormal sarılık (Patolojik Sarılık) dediğimiz sorunlar da vardır. Ama bunlar nadir olarak gördüğümüz şeylerdir. Biz doktorları daha ziyade ilgilendirir onlarla ilgili daha ayrıntılı çalışmalar yaparız. O yüzden bu konuya girmeyecem. Ama şunu söylemem gerekirse sarılığın nedeni ister fizyolojik (normal), isterse anormal sarılık olsun hastaya yaklaşım açısından birincil özelliğe sahip değildir. Birincil öncelik oluşmuş olan sarılığı beyne zarar verecek hale gelmeden zararsız seviyede tutmaktır. Yoksa oluş nedeni daha sonra uzun vadeli yaklaşımı gerektirir ki, bunu size saymaya çalışsam saatlerce konuşmam gerekir ki size faydası olmaz. Şu anki konuşmamızın dışıdır.
A: Sarılığın seviyesini nasıl belirliyorsunuz bir de kaç tip bilirubin var önemleri nedir? D: Sarılığın seviyesini çocuğun rengine bakarak anlıyabiliriz. Yukarıda da söylediğim gibi 5-8 mg/dl seviyesinde baş, boyun ve göz akı, 8-10 mg/dl seviyesinde gövdenin üst bölümü, 10-13 mg/dl arasında gövdenin alt kısmı, 13-16 mg/dl arasında ise kol ve bacaklar, 18-20 mg/dl üzerinde ise avuç içi ve ayak tabanı sararır. Bu yanıltıcıdır. Gözle karar vermek subjektiftir, bebeğinizin cilt rengi, ortam rengi kullanılan ışık yanılmaya yol açar en iyisi Güneş ışığında bakmadır. Bazı kişiler bebeklerin üzerine sarı örtü örterler. Sarı örtü bebeğin sarı renginin görülmesini örter ve bebeği sarı görmediğimiz için rahatlarız. Göz ile bakma her zaman yanıltır. Bu yüzden biz laboratuar tetkiki yaparız. Bunun birkaç tipi vardır. En çabuk sonuç veren tipi 1-2 damla kan ile bakılan fotometrik yöntemdir. Burada bebeğin 1-2 damla kanı alınır, serumu ayrılır ve sarılığının miktarını direkt olarak makine ölçer. Burada toplam bilirubin miktarına bakılır. Yeri gelmişken bebeklerde İndirekt bilirubin yükselir. Yanı sarılık maddesi daha karaciğere gelmeden yükselir karaciğer tam olarak faaliyet gösteremez, gösterse dahi bağırsaklardan geri kaçar. Direkt bilirubin genellikle yüksek olmaz. İkinci yöntem ise daha fazla kan ile çalışılır. Daha ayrıntılı bilgi alırız. Direkt ve İndirekt bilirubini ayrı ayrı ölçeriz. Bunu ancak anormal sarılık varsa yaparız. Fizyolojik sarılık dediğimiz sarılıkta çok ayrıntılı bakılmaz. Ayrıca gerektiğinde ileri merkezlerde serbest bilirubin denilen tipine de bakılır ki bu anormal durumlarda değerlendirilen bir bulgudur. Şu an için en çok kullanılan yöntem toplam bilirubin miktarına bakmadır. Amaç Kernikterus dediğimiz kanın beyne zarar verecek seviyeye çıkmasını engellemektir.
A: Sarılığın oluşmasını engellemek mümkün müdür? D: Normal şartlar altında çocukta gelişecek olan sarılığı engellemek mümkün değildir. En kesin sonuç çocuğu tekrar anne karnına yerleştirmek ve sarılığın anne karaciğeri tarafından atılmasını sağlamaktır ki, bu biyolojik olarak mümkünsüz bir durumdur. Belki bağırsaklardan geri emilmesini engelleyecek bazı reçineler verilebilir. Ya da karaciğerin daha hızlı çalışmasını sağlayacak bazı ilaçlar kullanılabilir. Nihayetinde bebekte sarılığın görülmesi nadir bazı durumlar hariç fizyolojik (normal) bir durumdur. Ancak oluşmuş olan sarılığın düzelmesi için bazı şeyler siz yapabilirsizin bazı şeyleri de biz yapabiliriz. A: Oluşmuş sarılık hiç müdahale etmezsek kendiliğinden düzelmez mi? D: Tabii ki düzelir. Bebeğiniz kan Hb seviyesini normale indirdiğinde Karaciğerdeki Y ve Z proteini yeteri kadar yapıldığında, UGT enzimi geliştiğinde, bağırsaklardaki bakteriler de bilirubinin atılmasını sağladığında bu iş biter. Bizim sorunumuz sarılığın geçip geçmeyeceği değil ki, bu sarılık bazı nadir durumlar haricinde zaten kendiliğinden düzelecektir. Bizim sorunumuz sarılığın miktarı ile ilgilidir. Belli bir seviyenin üzerine çıktığında örneğin 40 mg/dl’nin üzerine çıktığında %70 olasılıkla Kernikterus gelişir. Kernikterus gelişen bebeği anlamak mümkündür. Hemen belirti verir sesi tiz hale gelir, önce halsizleşir, yemesi bozulur, sonra kasılır. Bu kadar ağır yakalanan çocukların %80’i ölür. Sağ kalanların çoğu ise ömür boyunca engelli kalır. Kötü olan şudur. Beyin etkilenmişse bunun geri dönüşü çok zordur. Beyin hücreleri öldükten sonra tekrar çoğalamaz ve ömür boyunca engelli bir çocuk sahibi olursunuz. Sarılık mı? O zaten zamanı gelince bazı nadir durumlar hariç düzelir. Ama iş işten geçmiştir. Bizim bütün sorunumuz beynin etkilenmemesini sağlamaktır. Bilirubin seviyesini tehlikesiz seviyede tutmaktır.
A: Sarılığın düşmesi için ben ne yapabilirim? D: Sizin de tabii ki yapabileceğiniz şeyler var. En önemlisi bağırsakların bir an evvel faaliyete geçmesini sağlamaktır. Bebeğiniz doğar doğmaz hemen emzirmeniz gerekir. Anne sütündeki maddeler B-glukronidaz enziminin etkisini azaltır, gaita yaptığı içinde sarılığın tekrar kana karışmasını engeller. Bu yüzden mümkün olduğu kadar erken emzirmeye başlamanız ve sık sık emzirmeniz gerekmektedir. Sarılığını da gözlediğiniz an hemen profesyonel yardım almak için doktora gitmeniz lazım. Ayrıca çocuğunuz doğduktan 3-5 gün sonra mutlaka doktora gidip çocuğunuzu kontrol ettirmeniz gerekir ki, doktor görünce gerek görürse tetkik ister.
A: Sarılığın düşmesi için siz ne yapıyorsunuz. B: Zor bir soru. Bu sorunun zorluğu şuradan kaynaklanıyor. Bir çok müdahale şeklimiz var. Daha zoru da ne zaman müdahale edeceğimiz konusudur. Bu konu yıllarca tartışılmış ve hala tartışılmaktadır. Bu konuda çeşitli tablolar sunulmaktadır. Zaman geçtikte bunlarda da değişiklikler yapılmaktadır. Burada hekimler eğitim ve tecrübelerine göre hangi tedaviyi uygulayacağına karar verirler. Son zamanlarda bilirubin seviyesini biraz daha yüksek tutup kendiliğinden düzelmesine izin verme eğilimi artmıştır. Ama yapılan araştırmalarda 1980 yılından sonra kernikterus sayısında artma gözlendi. Ayrıca Kernikterus dışında işitmede hafif azalma, motor hareketlerinde ileride olabilecek hasarları şimdiden görmek mümkün olmayabilir. O yüzden hekimler bilgi ve tecrübelerine göre bir yöntem belirlerler. Bu yöntemler şu şekilde sıralanabilir Fototerapi (Işık Tedavisi) Farmakoterapi (İlaç Tedavisi) Kan Transfüzyonu (Kan Değişimi) Fototerapi (Işık Tedavisi) karaciğerden atamadığımız bilirubini bir şekilde vücuttan atmak gerekiyor. İkinci bir yol da ışın tedavisidir. Tecrübelerimizden de biliriz ki çok canlı renkli bir giysimizi birkaç gün güneşe koyduğumuzda solduğunu renginin bozulduğunu görürüz. İşte bazı hemşirelerin sarılığı olan bebeklerin güneşlendiği zaman sarılığının azalmasını gözlemelerinden sonra fikir olarak ışın tedavisi akla gelmiş ve uygulamaya geçilmiştir. Bunun için özel ışık kullanılır. Kullanılan ışığın sarı renkli madde olan bilirubini en fazla parçalayan dalga boyu olmalıdır. Bu da yeşil ışık dalga boyudur. Fakat yeşil ışık tam olarak cildin içine giremediği için, özel bir ışık olan süpermavi ışık kullanılır. Dalga boyu 450 nm dır. Bu ışık ciltte birikmiş olan renkli maddeyi bozuşturur ve suda erir hale getirir suda eriyen madde idrar ve safra yolu ile atılır. Son zamanlarda çok etkili ışın tedavisi veren cihazlar gelişmiştir. Çok değişik yöntemlerle ışın verilir. Temel faydaları aynıdır ama ayrıntıda farklılıkları vardır. Etkili ışın tedavisi sayesinde diğer yöntemlerin kullanılmasına gerek kalmıyor. Işın tedavisinin zararlı etkisi şimdiye kadar gösterilememiş. Deney hayvanlarında gözlerde zarar olabileceği görülse dahi ışın tedavisi alan bebeklerde baştan bu yana gözler korunduğu için insanlarda gözde gelişen bir zarar görülmemiştir. Işın tedavisi sırasında çocuklarda su kaybı olduğu için su vermek gerekir. Ayrıca ışık verilmesi sonrası cilde kızarıklık olabilir. Nadiren de olsa Bronz Bebek olabilir. Bu yan etkilerin hiçbiri kalıcı bir yan etkiye yol açmamaktadır. Işın tedavisi devamlı olmalı. İstenen miktara inince kesilir. Daha sonra gerekirse tedavi tekrarlanabilir. Kan değişimi çok zorda kaldığımızda uyguladığımız bir yöntemdir. Bundan 20 sene önce çok sık olarak yaptığımız bir yöntemken şimdi çok çok nadiren uygulanan bir yöntemdir. Çünkü etkili ışın tedavisi cihazları geliştirilmiştir. Kan değişiminde bebeğinizin fazla olan kanı normal kan ile değiştirilir, aynı zamanda serumdaki bilirubin maddesi de uzaklaştırılır. Yeterli olmazsa tekrarlanabilir. Bu yöntemin kendi içinde yan etkileri vardır. Çünkü başka bir kişiden alınan kan kullanılmakta ve potansiyel riski kendi içinde bulundurmaktadır. Farmakoterapi bazı ilaçlar karaciğerin bilirubini atma sistemini hızlandırır. Bunların içinde bazıları zehirleyici olduğu için kullanılmaz. Günümüzde Fenobarbütal(Luminaletten) kullanılıyor. Çocuklarda uyku verici yan etkisi vardır. Uzun sürede yan etki görülmesi tartışmalıdır.
A: Sarılık ne kadar sürer B: Fizyolojik sarılık yenidoğanlarda 4-5. gün kaybolur, Prematürelerde ise 7-9. gün kaybolur. Bazı çocuklarda 2 aya kadar sürebilir. 2 aydan büyük bebeklerde sarılık varsa bu çok önemlidir ve ayrıntılı yaklaşım gerektirir.
A: Sarılığı düzelen bebeğim de sarılık tekrarlar mı? B: Sarılık tamamen düzelmişse bir daha tekrarlamaz.
A: Bebeğimde sarılığa bağlı ilerde kalıcı iz kalır mı? Bir de büyük çocuklarda görülen hepatit ile ilgisi var mı? B: Sarılık düzelmişse kernikterus, işitme bozukluğu gibi toksik etki gözlenmemişse, İşitme bozukluğu olup olmaması hastanemizde de yapılan tarama testi ile yapılabilir. Karaciğerde kalıcı bir iz bırakmaz. Bu yenidoğanda görülen fizyolojik sarılık tamamen doğal gelişme sonucu olan bir durum, geçiş dönemindeki bir durumdur. Hepatit, karaciğer hastalığı, kan hastalıkları ile ilgisi yoktur.
A: Fizyolojik sarılıktan bahsediyorsunuz farklı sarılık tipleri de mi var B: Evet patolojik sarılık dediğimiz sarılık tipi de var fakat bunun bir çok nedeni var bunları size anlatmam çok uzun sürer ve faydası da olmaz patolojik sarılık düşünülen bebeklerde çok ayrıntılı tetkik yapmak gerekir o şu anki konuşmamızın konusu değil. Konuşmamız biraz uzun sürdü galiba ama ancak bu kadar özetleyebildim. Aslında çok daha söylenmesi gereken şeyler var ama sabrınızı daha fazla zorlamak istemedim.
|