5 mart 2000'de hayata veda etmiştir.
İLKELERİ
Tasarruf dostu, israf baş düşmanıdır. Planlı ve Programlıdır... Hiç bir
işe alt yapısını hazırlamadan başlamaz. Doğuştan müteşebbis bir ruha
sahiptir. Başladığı işi netice almadan bıraktığı görülmemiştir; ancak her
başarıdan sonra mutlaka başarılacak yeni bir şeyler arar ve bulur. İnandığı
konularda risk almaktan kaçınmaz; aklına koyduğunu yapma cüreti sınırsızdır.
Hayret edilecek derecede sabırlıdır; netice almak için beklemek gerekirse
bekler. Başkalarının hakkına saygılıdır. Kimsenin hakkını yemez; ancak
kimseye de hakkını yedirmez. Bu konuda son derece mücadelecidir; büyük
kayıplar pahasına da olsa hakkını kazanıncaya kadar savunur.
Az fakat öz konuşur. Sanki "İki dinle bir konuş" la yetinmez; üç dinler bir
konuşur. Ve konuşunca da dinlenir. "Devlet hakkı yetim hakkı gibidir!"
dediğini duymadık, fakat davranışlarından hep bunu çıkardık. Devlet hakkı
olan vergisini daima son derece, sanki yetim hakkı imiş gibi, titizlikle
hesaplamış ve kıvançla ödemiştir. (Ticari ve Sanayi faaliyeti döneminde
İstanbul'da her sene en yüksek vergi ödeyen on kişi arasında yer almıştır.)
Bu nedenle kurduğu vakfa aktardığı varlıklar tamamen vergisi ödenmiş helal
kazançlardır ve vakfın bu varlıkların geliriyle yaptığı "hayırlar" bu
nedenle helal yatırımlardır. İnanılmayacak derece de tevazu sahibidir:
Övünülecek çok büyük işler yaptığını artık neredeyse bütün millet biliyor
da, bunlardan övündüğünü gören bir kişi var mı? diye araştırsanız
bulamazsınız. Zamana karşı son derece saygılıdır. Randevularında zamanında
değil, zamanından önce bulunur. Bu onun demin bahsedilen "başkalarının
hakkına saygısının" güzel bir göstergesidir...
Ülkemizin çalışma ve iş hayatında bir çok konuda ibret ve örnek alınması
gereken önderlikleri vardır: Kurduğu vakıf da, ülkemizde "vakıflık" vasfının
artık neredeyse kaybolduğu bir dönemde "gerçek bir vakfın" örneğini
oluşturmuştur:
Bilindiği gibi vakıfla, imkanı olana değil, olmayana yani muhtaç olana
herhangi bir karşılık beklemeden, yardım ve hizmet getiren kurumlar
olmalıdır. Oysa günümüzde bilhassa eğitim ve sağlık alanında faaliyet
gösteren bir çok vakıf bu hizmetleri ne yazık ki sadece karşılığını
ödeyebilene verebilmektedir. İzzet Baysal Vakfı böyle bir vakıf anlayışını
reddetmiştir.
Sanırım ki İzzet Baysal Vakfı bu nedenle Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce 1992
ve 1998'de Yılın Vakfı seçilmiştir. Vakıf faaliyetine başladığı 1987
yılından bu yana geçen 12 yıl içinde Devletine armağan ettiği 105 eğitim
ve sağlık tesisi için (rayiç değerleri 17 trilyona yaklaşmıştır)
ne Devletinden ne de halkımızdan tek kuruş talep etmiş değildir.
ÖDÜLLERİ
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
Sayın İzzet Baysal'a, şehri ve ülkesi için yaptığı hizmetlerden dolayı
2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu'nun 2 maddesinin c bendi uyarınca
Bakanlar Kurulu'nun 04.10.1994 tarih, 94/6109 sayılı kararı ile
"T.C. Devlet Üstün Hizmet
Madalyası"
verilmesi kararlaştırılmış ve bu madalya Cumhurbaşkanı sayın Süleyman
Demirel tarafından takdim edilmiştir.
BOLU BELEDİYESİ
Bolu Belediye Meclisi tarafından 07.10.1987 tarih ve 146 sayılı karar ile
Bolu'nun en işlek caddesine "İzzet Baysal Caddesi" adı verilmiş ve isminin
daima yaşatılması sağlanmıştır.
Kuruluşunu gerçekleştirdiği Abant İzzet Baysal Üniversitesi Senatosu
tarafından İzzet Baysal'a 11.05.1993 tarihinde "Eğitimde Onursal Doktora
Payesi" verilmiştir. Aynı ödül 28.05.1996 tarihinde Ortadoğu Teknik
Üniversitesi Senatosu tarafından da verilmiştir.
60 yıl önce Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun olduğu Mimar Sinan
Üniversitesi senatosu'da 03.03.1997 tarihinde kendisine "Onursal Doktorluk"
payesi vermiştir. Aynı paye, 03.11.1997 tarihinde Hacettepe Üniversitesi
Senatosu ve 28.08.1998 tarihinde Anadolu Üniversitesi Senatosu tarafından da
verilmiştir.
İZZET BABA'YA GÖRE KENDİSİNE VERİLEN EN ANLAMLI ÖDÜL
Bolu halkı tarafından "Bolu'nun Babası" ilan edilen ve "İzzet Baba" diye
hitap edilen Sayın İzzet Baysal'a, almış olduğu ödüller içerisinde
hangisinin daha değerli olduğu sorulduğunda verdiği cevap çok anlamlıdır.
"HALKIMIZIN VE GENÇLERİMİZİN BAKIŞLARINDA HİSSETTİĞİM SEVGİ BUNLARIN HEPSİNE
BEDELDİR."
DİĞER ÖDÜLLER
Bolu'ya duyduğu derin bağlılık ve sevgisi ile ilimizin kalkınmasına
yaptığı büyük katkılardan dolayı bazı tesislerin önüne büstü yapılmış ve
İzzet Baysal Köşeleri tanzim edilmiştir.
Rotary International'dan "Paul Harris Fellow, PHF" ödülü. (27.06.1997)
Dünya Kardeşlik Vakfı tarafından "Beyaz Yaşam" ödülü.
(1.11.1997)
Bornova Anadolu Lisesi Vakfı tarafından "Topluma Hizmet" ödülü. (20.12.1997)
Türkiye - Azerbaycan Dostluk Derneği tarafından "Şükran" ödülü. (06.06.1998)
ON ALTIN ÖĞÜT
Düşünmeye vakit ayır, düşünce güç için kaynaktır.
Eğlenmeye vakit ayır, eğlence gençliğin sırrıdır.
Okumaya vakit ayır, okuma bilginin pınarıdır.
Duaya vakit ayır, dua güç anlarda direnmenin desteğidir.
Sevmeye vakit ayır, sevme yaşamı tatlı kılan şeydir.
Anlaşmaya vakit ayır, anlaşma yaşama güzel bir tat verir.
Gülmeye vakit ayır, gülme ruhun güzelliğidir.
Vermeye vakit ayır, verme günün aydınlığıdır.
İşini iyi yapmaya vakit ayır, iyi işi kişiyi saygın yapar.
Teşekküre vakit ayır, teşekkür yaşam pastasının kremasıdır.
İzzet Baysal
M. İzzet
Baysal, 1907 yılında Bolu'nun Karaçayır Mahallesi'nde dünyaya
gelmiştir. Babası Rüştiye Mektebi mezunu Memur Ahmet Canip Efendi, annesi de
Bolu'nun Alpagutbey Köyü'nden Hafız Behiye Hanım'dır. İkisi erkek, ikisi kız
dört çocuklu ailenin en küçük çocuğu M. İzzet Baysal'dır.
M. İzzet Baysal, ilk ve orta öğrenimini Bolu'da yapmıştır. 1926 yılında
İstanbul'da Mekteb-i Sultan-i Nefise'ye (bugünkü ismi ile Mimar Sinan
Üniversitesi) Mimarlık Bölümü'ne kaydolur ve 1931 yılında Mimar olarak
mezun olur. Dar gelirli bir ailenin çocuğu olan İzzet Baysal, 1927 yılında
babasını da kaybetmiştir.
Kaynak:
www.izzetbaysal.com